Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup üyesi Vural öger, Türkiye-AB ilişkileri ve Kıbrıs konusuyla ilgili son gelişmeleri ABHaber'e değerlendirdi.
Fransızların Türkleri tanımadıklarını dikkati çeken öger, Türkleri ( Magrep ülkeleri vatandaşları) Arap zannediyorlar dedi.
Vural öger ABHaber'e verdiği mülakatta özetle şunları kaydetti:
''AB müzakere öncesi hükümet çok iyi ve hızlı çalıştı. Son 1,5- 2 sene içinde ise eski reform hızı azaldı. Bu durumda iç politikanın çok etkisi var. Geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanan muhtıra ve Temmuz ayında yapılan seçimlerden dolayı bu süreç biraz yavaşladı ama seçimlerden sonra hızlanmalıydı. özgürlükler, 301. madde AB için çok önemli, Ruhban okulu, azınlık hakları konusunda bir ilerleme olmalı.
Bir başa iki şapka olmaz
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın aynı zamanda Baş Müzakereci olması, iki konuya da aynı zamanda eğilmesi çok zor. Türkiye’de keşke müzakereleri yönlendiren ve halka AB’nin ne olduğunu anlatan ayrı bir bakanlık olsaydı ya da Dışişleri Bakanlığına bağlı bir genel müdürlük olsaydı. Babacan’ın elinde iki tane şapka var, birini taksa diğeri bekleyecek. Bu şartlar altında süreci ilerletmek zor.
Sarkozyler gelir geçer ama Türkiye kalıcıdır
Türkiye Bulgaristan gibi küçük bir ülke değil, 70 milyonluk büyük bir ülke. Merkel’in, Sarkozy’nin Türkiye karşıtı açıklamaları Türkiye’de reaksiyon yaratıyor. AB ile ilgili Türkiye’de 2004’teki hava yok. Avrupa cephesinde yapılan bu olumsuz açıklamalar Türkler tarafından biraz da onur konusu haline getiriliyor. Mesela, İngilizler AB sürecinde 2- 3 kere reddedildi ama yollarına devam ettiler. Bu konuda Türkiye’de kamuoyu daha iyi aydınlatılmalı, buna hükümetin önderlik yapması lazım.
Türkiye’nin AB süreci hakkında Avrupa toplumları birbirinden değişik fikirlere sahip. Fransızlar kültürist bir toplum, kendi kültürlerine aşıklar ve çok yüksek kültürlü olduklarını düşünüyorlar. II. Dünya Harbi’nden sonra, ekonomiyi Almanlar almış, politikayı da Fransızlar yürütmüş. Şimdi AB’nin genişlemesinden rahatsızlık duyuyorlar, çünkü genişledikçe kendi tesirlerinin azalacağını düşünüyorlar. Fransızlar, zamanında İspanya’nın AB’ye girmesine de çok karşı çıktılar, İngiltere’ye tamamen rest çektiler. Bu anlamda, Sarkozy de tipik bir Fransız. Avrupa Parlamentosu'nda Sarkozy’e karşı olmayanı tanımadım, Fransa’da bile ciddi tepkiler alıyor. Bu bağlamda, Sarkozyler gelir geçer ama Türkiye kalıcıdır. Sarkozy zorluklar çıkaracaktır, ben onu çok ciddiye almıyorum. Ama onun bu çabaları Türkiye’yi hiçbir zaman AB sürecinden çıkaramaz ve çıkartmamalı. Sarkozy, tüm bunları Türkiye'yi AB rayından çıkarma için yapıyor
Türkiye’nin geleceği AB’de
Türkiye AB’ye girdiğinde bölünecek, AB boyunduruğu altına girecek diyenler AB’nin ne olduğunu bilmiyor. Bilgisizlik, cahillik ve önyargı karışımı çok tehlikeli olur. Bugün AB’ye girip de ekonomisini, demokrasisini, günlük yaşamını düzeltmeyen bir ülke yok. Bu hem bir medeniyet projesi, hem de insanları müreffeh eden bir ekonomi projesidir. Türkiye'ye en çok zarar veren insanlar da böylesi yanlış bilgilerle toplumu zehirleyen insanlardır.
Türkiye reformlara devam etmeli
AB’nin Türkiye’ye karşı yaptığı bir oyun falan yok. Avrupa Parlamentosu AP' de, Türkiye'yi AB’de görmek isteyen kişi sayısı, istemeyenlerden daha fazla. Türkiye’nin geleceği Avrupa Birliği’ndedir. Türkiye AB ile dönülmez bir yola girmiştir. Türkiye bugün rayları döşenmiş bir yolda gitmektedir. Hedefi bellidir. Raydan çıkma durumu da yoktur. Bu konuda hükümet de ciddi bir reform sürecini tekrar ele almalıdır. Biz, bize verilen ev ödevini yapalım, yine sorun çıkarsa AB’den kaynaklansın. Türkiye’nin bu süreçte ekonomisinin büyümesi, reform sürecinin hızlanması, medya aracılığıyla gençlerinin bilgilendirilmesi lazım.
Rumlar Papadopulos ile bir yere varılamayacağını anladı
Kıbrıs sorununa konusunda seçimler belki bir çözüm olabilir. Papadopulos yerine, çözüm arayan bir başkası geldiğinde bu sorun çözülebilir. AB’nin de gayretiyle, BM nezdinde Kıbrıs sorununun çözülmesi şarttır. Bu çözümsüzlük hiçbir şey getirmiyor aksine, Türkiye AB ilişkilerini etkiliyor. Bu sorun, Türkiye’de, Yunanistan’da iç politika malzemesi olmuş durumda, ayrıca AB içindeki Türkiye karşıtlarının da kullandığı bir malzeme. Ben bir çözüm olacağına inanıyorum. On gün kadar önce, Avrupa Parlamentosu üyesi Rum milletvekili Marios Mastakis, bana “bu iş çözülecek” dedi. Ve bunun tek yolunun iki devletli bir çözüm olacağını söyledi. Mastakis çok değişti, çünkü Rumlar değişti. Rumlar Papadopulos politikasıyla bir yere varılamayacağını anladılar.
AP üyeleri Kıbrıs sorunu konusunda bilgi sahibi değiller
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu'ndaki parlamenterler Kıbrıs konusunda bilgi sahibi değil, bu konuyla ilgilenmiyorlar. Avrupa Parlamentosu üyelerinin neredeyse %5’i bu konuda bilgi sahibi. AB’nin kendi içinde o kadar güncel sorunları var ki, ekonomik sorunlar o kadar ön planda ki, Kıbrıs konusu gündeme gelmiyor. Konunun tam içeriğini de zaten AP üyeleri bilmiyorlar. Bu konuda Avrupa Parlamentosu’nda tek bir ses yok. Türkiye’ye hak veren de var vermeyen de. AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda, bana Kıbrıslı Türklerin neden AP’ deki toplantılara katılmadığını sordu. ( AP'deki Sosyalist ve Liberal grup toplantılarına CTP ve UBP partilerinden bir milletvekili gözlemci sıfatıyla katılıyor) çünkü AP Sosyalist ve Liberal grupta iki Kıbrıslı Türk milletvekili gözlemci statüsünde. Swoboda bu milletvekillerinin son aylarda hiç gelmediğini söyledi. Bana niçin gelmiyorlar onlar gelmezse Kıbrıslı Türklerin sorunlarını kim anlatacak AP' ye dedi. Kıbrıs Türkler AB kurumlarında ve AP' deki çalışmalarda daha aktif olmalı, Avrupa Parlamentosundaki toplantılara katılınmalı.
çözüm: iki devletin konfederasyonu
Kıbrıs’taki çözüm, karşılıklı anlayış, verilen sözlerin tutulması ve 2 devletli konfederasyon şeklinde olmalı. Ortada bir gerçek var, birbirini tanımayan iki toplum oluştu. İstemeyen iki toplumu birleştiremezsiniz. İki devletin konfederasyonu dışında bir çözüm olamaz. ''